kız kulesi

Kız Kulesi’ne nasıl gidilir?

Dünyada en fazla fotoğrafı çekilen yerler arasında yer alan ve gören herkesi ihtişamıyla büyüleyen Kız Kulesi’ne nasıl gidilir, içerisinde neler yer alır?

İstanbul’da belki de görülmesi gereken yerlerin başında yer alıyor Kız Kulesi. Hem yerli halkın hem de Türkiye’yi ziyarete gelen yabancı turistlerin ilgi odağı olan bu kulenin geçmişi MÖ 24 yılına kadar uzanıyor.  Denizin ortasında oluşuyla ve güzelliğiyle göz kamaştıran kulenin ilgi çeken diğer yanları ise Üsküdar’da Bizans İmparatorluğundan kalan tek eser olması ve hakkında çeşitli rivayetlerin bulunmasıdır.  Kısaca özetlediğimiz bu geçmişiyle bile görülmeye değer gördüğümüz, Karadeniz’in Marmara ile birleştiği küçük bir adacık üzerinde kurulu bu kuleyi biz de gittik ve gördük.

Kız Kulesi’ne gidiş oldukça kolay. Eğer Üsküdar taraflarında yaşayan biriyseniz kuleye her gün yüzlerce kişinin geçişine zaten tanık olmuşsunuzdur. Ancak o taraflarda yaşamıyorsanız da gittiğinizde her motorun dolu gidip dolu döndüğünü göreceksiniz. Üsküdar Salacak mevkiinden Kız Kulesi’ne motorla geçebileceğiniz gibi Kabataş’tan kalkan motorla da kuleye ulaşabilirsiniz. Üsküdar’dan daha sık motor kalktığı için biz buradan karşıya geçmeyi tercih ettik.

Kuleye “Kız Kulesi Efsaneleri” sergisiyle birlikte içeriyi gezmek amacıyla gidebileceğiniz gibi güzel bir kahvaltı, öğle ya da akşam yemeği (akşam yemeğinde canlı müzik de var) için de gidebilirsiniz. Eğer restoran kısmına gidecekseniz rezervasyon yaptırmanız gerektiğini unutmayın! Rezervasyonunuzu www.kizkulesi.com.tr adresinden online olarak yapabilirsiniz. Ama siz diyorsanız ki biz sadece içerisini ve sergiyi gezeceğiz o zaman motorların olduğu yerde bulanan gişelerden öğrenci ve 60 yaş üstü: 10 TL, tam: 20 TL ücret ödemeniz hem sergiyi gezmeniz hem de motorla kuleye ulaşmanız için yeterli.

SALACAK – KIZKULESİ KABATAŞ – KIZKULESİ KIZKULESİ – KABATAŞ
Belirtilen saatler arası ring servisi Belirtilen saatler arası her saat başı Belirtilen saatler arası her saat başı
Hafta İçi Hafta İçi
12.00 – 18.00 12.45 – 18.45
Her Gün Hafta Sonu Hafta Sonu
09.00 – 18.45 10.00 – 18.00 10.45 – 18.45

IMG_20160730_130312

Biz daha önce rezervasyon yaptırdığımız için biraz bekledikten sonra Salacak’tan 15 dakika ara ile kalkan motora biniyoruz. Motora adım attığınız anda bir an önce karşıya varma isteği ve heyecanı kaplıyor içinizi. Zaten motora bindikten 3 dakika sonra oradasınız. Kuleye geldiğimizde biz öncelikle dışarısını gezdik. İstanbul’un masmavi engin sularına denizin ortasından bakmak muhteşem bir duygu. Gittiğimiz gün hava çok sıcak olmasına rağmen denizin ortasında yer alan kulede rüzgar öyle güzel esiyordu ki biz sıcağı çok fazla hissetmedik. Dışarıda bol bol fotoğraf çektik ki gittiğinizde de göreceksiniz herkes en güzel kareleri çekme yarışında adeta.

 

Beni biraz hayal kırıklığına uğratan kısmı restoranının kulenin içerisinde yer almasıydı. Oysa ben Kız Kulesi’nde yapılan düğün konseptlerindeki gibi masaların dışarıda olmasını ve kahvaltımı mis gibi deniz kokusuyla yapmak isterdim. Ancak düşündüğünüzde anlıyorsunuz; burası yalnızca bir restoran değil. Bu yüzden kuleye gezmeye gelen insanların da aynı zamanda rahatlıkla kuleyi görüp gezebilmelerini sağlanmak amaçlanmış. Alan çok büyük olmadığı için koyulacak masalar ne yazık ki ziyaretçilere yer bırakmayacak düzeyde. Ama içerisi kötü mü derseniz hayır, oranın da çok farklı bir havası var, en önemlisi tarihi bir mekan ve 2500 yıllık bir binanın içerisinde bulunmanız size çok farklı duygular hissettiriyor. Aynı zamanda servis oldukça hızlı, çalışanlar kibar ve anlayışlı.

IMG_20160730_124855

Kahvaltımızı ettikten sonra biz sergiyi gezmek için kuleye tırmanıyoruz. Kulenin içi çok geniş değil ama hatırı sayılır merdivenleri var, balkon kısmına ulaşmak için biraz merdiven çıkmanız gerekiyor. Tabii merdivenleri çıktıkça her katta “Kız Kulesi Efsaneleri”ne ve tarihine tanık oluyorsunuz. Balkona çıktığınızda muhteşem bir manzara sizi bekliyor. İstanbul’u kuş bakışı seyretme fırsatı yakalıyorsunuz ayrıca balkonda yer alan dürbünlerle de İstanbul’u ayrıntılı bir şekilde inceleyebiliyorsunuz. Manzarayı izlediniz ama biliyoruz ki doyamayacaksınız ayakta durmaktan da yoruldunuz fakat üzülmeyin hemen kulenin bar kısmına geçin ve bir yandan kahvenizi ya da çayınızı yudumlarken masmavi denizi, denizin dalgalarını, dalgaların kıyıya çarpışını, bulutları, martıları kısacası tüm İstanbul’u bir de buradan izleyin hem de dinlenin. Kız Kulesi’nden hatıra bir şeyler almak istiyorsanız da magnetlerden anahtarlıklara kadar pek çok seçenek mevcut. Aynı zamanda tarihe doğru bir yolculuğa çıkmak istiyorsanız Osmanlı kostümlerinin yer aldığı kulenin ufak fotoğraf stüdyosunda fotoğraf da çektirebilirsiniz.

Not: Giderken fotoğraf makinenizi yanınıza almayı sakın unutmayın!

Kız Kulesi tarihi

Geçmişi 2500 yıl öncesine dayanan bu eşsiz yapı, İstanbul`un tarihine eş bir tarih yaşamış ve bu kentin yaşadıklarına görgü şahitliği yapmıştır. Antik çağda başlayan geçmişiyle, Eski Yunan’dan Bizans İmparatorluğuna,  Bizans’dan Osmanlı’ya, tüm tarihi dönemlerde var olarak günümüze kadar gelmiştir.

MÖ Kız Kulesi

İstanbullu bir Rum olan araştırmacı Evripidis’in anlattığına göre önceleri Asya sahillerinin bir çıkıntısı olan kara parçası zamanla sahilden kopmuş ve Kız Kulesi’nin üzerinde bulunduğu adacık oluşmuştur. Kız Kulesi’nin üzerinde yer aldığı kayalıktan ilk kez MÖ 410’da söz edilir. Bu tarihte Atinalı komutan Alkibiades, Boğaz’a girip çıkan gemileri denetlemek ve vergi almak amacıyla bu küçük ada üzerine bir kule inşa ettirir. Sarayburnu’nun bulunduğu yerden, kulenin bulunduğu adaya zincir gerilir ve kule böylece boğazın giriş ve çıkışlarını kontrol eden bir gümrük istasyonu halini alır. Bundan yıllar sonra yani MÖ 341’de Yunan Komutan Chares, kulenin bulunduğu adacığa eşi için, mermer sütunlar üzerine bir anıt mezar yaptırır.

kiz2-15082016

Roma Dönemi

MS 1110’lara gelindiğinde ise bu küçük adacığın üzerindeki ilk belirgin yapı (kule), İmparator Manuel Comnenos tarafından inşa ettirilir. 1143 – 1178 yılları arasında hükümdarlık süren İmparator Manuel, şehrin savunmasına yardım için iki tane kule yaptırmıştır. Bunlardan birini Mangana Manastırı yakınına (Topkapı Sarayı’nın sahili) diğerini ise Kız Kulesi’nin bulunduğu yere inşa ettiren İmparator Manuel, hem düşman gemilerini boğaza sokmamak, hem de ticaret gemilerinin gümrük vergisi vermeden geçişine engel olmak için, iki kule arasına zincir bağlatmıştır.

Bizans Dönemi

Daha önceleri zaman zaman harap olan ve yeniden onarılan Kız Kulesi, İstanbul’un fethi sırasında Venedikliler tarafından üs olarak kullanılır. Fatih Sultan Mehmet İstanbul’u kuşattığı sırada Bizans’a yardım etmek için Venedik’ten Gabriel Treviziano komutasında gelen bir filo burada üslenmiştir.

Osmanlı Dönemi

kiz3-15082016

Fetihten sonra Fatih Sultan Mehmet bu küçük kaleyi yıktırır ve yerine taştan, etrafı mazgallarla çevrili küçük bir kalecik yaptırır ve buraya toplar yerleştirir. Kaleye konulan bu toplar, liman içindeki gemiler için etkili bir silah olmuştur. Ancak kule, Osmanlı döneminde savunma kalesi olmaktan çok bir gösteri platformu olarak kullanılmış ve mehterler burada top atışları ile birlikte nevbet (bir çeşit İstiklal Marşı) okumuşlardır.  Bugün gördüğümüz kulenin temelleri ve alt katın önemli kısımları Fatih devri yapısıdır. Osmanlı dönemi boyunca Kız Kulesi’nin onarılarak ya da yer yer yeniden yapılarak yaşatıldığı bilinmektedir. 1510 yılında meydana gelen ve “küçük kıyamet” olarak anılan depremde İstanbul’daki pek çok yapı gibi Kız Kulesi de büyük hasar görmüş, kulenin onarımı Yavuz Sultan Selim döneminde gerçekleştirilmiştir. Çevresinin sığ olması sebebiyle 17. asırdan sonra kuleye bir de fener konulmuştur. Bu tarihten itibaren kule, artık bir kale değil bir deniz feneri olarak hizmet vermeye başlamıştır. Kuledeki toplar da bu dönemde artık korunma için değil, merasimlerde selamlama için atılıyordu. Kanuni Sultan Süleyman’ın ölümünden sonra tahta geçmek için İstanbul’a gelen Şehzade Selim, Üsküdar’dan geçerken, Kız Kulesi’nden atılan toplarla selamlanmıştır. Bundan sonra uzun süre tahta geçen her padişah için bu selamlama yapılarak padişahın tahta geçişi top atışları ile halka duyurulmuştur. 1719 yılında fenerde yağ kandilinin rüzgâr etkisiyle etrafı tutuşturmasından dolayı çıkan yangın ile iç kısmı tamamen ahşap olan kule yanmış, 1725 yılında şehrin Baş Mimarı Nevşehirli Damat İbrahim Paşa tarafından kapsamlı bir onarımdan geçirilmiştir. Bu onarım sonrası kule, kurşun kubbeli fener bölümü de kâgir ve camlı olarak restore edilmiştir. Ardından 1731 yılında kulenin feneri ile top mazgalları ve diğer yerleri yeniden onarımdan geçmiştir.   Kız Kulesi, Osmanlı İmparatorluğunun çöküş devrine girmesi ile tekrar savunma kalesi olarak kullanılmaya başlar. Daha önce eğlenceler ve kutlamalar için yapılan top atışları, bu dönemde artık savunma amaçlı yapılır. Kule, 1830-1831′de ise kolera salgınının şehre yayılmaması için karantina hastanesine dönüşür. Daha sonra 1836- 1837′de görülen ve 20-30 bin kişinin öldüğü veba salgını sırasında hastaların bir kısmı burada kurulan hastanede tecrit edilmiştir. Kız Kulesi’nde tesis edilen bu hastanede uygulanan karantina ile salgının yayılması önlenmiştir. Kız Kulesi’nin Osmanlı dönemindeki son büyük onarımı II. Mahmud döneminde yapılmıştır. Kulenin bugünkü şeklini veren 1832-33 yılındaki tadilat sonrasında, ünlü hattat Rakım’ın yazısı ile Kız Kulesi’nin kapısının üzerindeki mermere Sultan II. Mahmut’un tuğrasını taşıyan bir kitabe yerleştirilir. Osmanlı-barok mimari tarzında yapılan bu restorasyonda, kuleye dilimli kubbe ve kubbe üzerinden yükselen bayrak direği ilave edilir. 1857 yılında bir Fransız şirketi tarafından kuleye yeni bir fener yaptırılır.

Cumhuriyet Dönemi

kiz4-15082016

İkinci dünya savaşı döneminde Kız Kulesi’nde yenileme çalışması yapılır. Kulenin çürüyen ahşap kısımları tamir edilir ve bazı bölümleri yıkılarak betonarmeye çevrilir. 1943’de yeniden büyük bir onarım geçiren kulenin çevresine büyük kayalar yerleştirilerek denize kayması önlenmiştir. Bu arada kulenin oturduğu kayanın etrafındaki rıhtımdaki ambar ve gaz depoları kaldırılmıştır. Yapının dış duvarları korunarak içi betonarme olarak yenilenmiştir. Kız Kulesi, 1959 yılında askeriyeye devredilmiş ve Deniz Kuvvetleri Komutanlığına bağlı, Boğazın deniz ve hava trafiğinin denetlenmesini sağlayan bir radar istasyonu olarak kullanılmıştır. “ Deniz Kuvvetleri Tesisi Mayın Gözetleme ve Radar İstasyonu” olan binadaki sarnıç, 1965’de yapılan tadilatlar sırasında üzeri beton dökülerek kapatılmıştır. 1983 yılından sonra kule, Denizcilik İşletmelerine bırakılmış ve 1992 yılına kadar ara istasyon olarak kullanılmıştır.

Günümüzde Kız Kulesi

Antik Çağ’da Arkla(küçük kale) ve Damialis(dana yavrusu) adları ile anılan kule, bir ara da “Tour de Leandros”(Leandros’un kulesi) ismi ile ün yapmış, günümüzde ise Kız Kulesi – Maiden’s Tower ismi ile bütünleşmiştir. 1995 yılında Kız Kulesi’nin restorasyon süreci başlar. Binlerce yıllık gizemli bir tarihe sahip bu özel mekan, kendine özgü kimliğine ve geleneksel mimarisine bağlı kalarak tamamlanan restorasyon çalışması sonrasında 2000 yılında kapılarını ziyarete açar. Bugün gündüzleri kafeterya-restoran, akşamları ise özel restoran olarak yerli ve yabancı ziyaretçilerine hizmet veren Kız Kulesi, düğün, toplantı, lansman, iş yemeği gibi pek çok özel davet ve organizasyona da ev sahipliği yapmaktadır.

IMG_20160730_094944

Tarihte Kız Kulesi hangi amaçlar için kullanılmıştır?

Mezar

MÖ 341 yılında Komutan Chares’ın eşi için mermer sütunlar üzerinde yapılan bir tür anıt mezar olduğu söylenmektedir. Fakat bazı kaynaklar mezarın Salacak tarafında olduğunu rivayet ederler.

Kale

MÖ 411 yılında Atina ile Sparta arasındaki savaşın sonunda, Atinalı General Alkibiades tarafından Spartalıları kontrol altında tutabilmek için, kenti zincirle kuşatıp, burayı kale haline getirmiştir.

Kule

MS 1100 yıllarında ilk belirgin kule yapısı İmparator Manuel Comnenos (1143 – 1178) tarafından yapılmıştır. Savunma kulesi olarak inşa edilmiştir. Bu kuleye de küçük kale anlamına gelen “Arcla” adı verilmiştir. Bugünkü binanın ölçülerine çok yakın olduğu tahmin edilmektedir.

Savunma

Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u kuşatması sırasında, kule Bizanslılar tarafından Marmara Denizinden girişi kontrol amaçlı kullanılmıştır.

Gümrük

Atinalı General Alkibiades boğazın girişinin iki yakasını zincirlerle bağlayarak, giriş ve çıkışı kontrol ederek, gümrük parası aldığı bilinmektedir.

Depo

1990 senesinde Kasımpaşa’daki Deniz Yolları depolarının yıkılması sonucunda gemilerdeki fare ve haşerelerin öldürülmesinde kullanılan siyanür, Kız Kulesi’nde depolanmıştır. Burada görevli personel siyanür ile yaşamak zorunda kalmıştır ve sonucunda şikâyet edilerek buradan kaldırılmıştır.

Radar

IMG_20160730_133754

1982 yılından sonra Denizcilik İşletmeleri tarafından radar ve gözetme istasyonu olarak kullanılmıştır.

Hastane

1830′lu yıllarda İstanbul’daki kolera salgını sırasında Kız Kulesi karantina hastanesi olarak kullanılmıştır.

Fener

Bugün itibari ile hala aktif olarak çalışmakta olan Deniz Feneri tarihte de bu amaca hizmet etmiştir.

Kılavuzluk

1964 yılından beri boğaz trafiğini kontrol ve yön gösterme amaçlı olarak kullanılmıştır. Askeriyenin bu kullanımı 17 sene sürmüştür.

Su deposu

Mitolojiden günümüze Yerebatan Sarnıcı’ndan kuleye uzanan dehlizler tüneller olduğu söylenir. Bu dehliz ve tüneller günümüzde su deposu adıyla anılan sarnıçları beslemektedir. Kulenin restorasyonu esnasında tatlı su kaynağı ve sarnıçlara açıldığı tahmin edilen kapak bulunmuştur.

Restoran/Kafeterya

2012 yılında yapılan yeniden yapılanma sırasında “Efsaneler Sergisi” ve Kız Kulesi’nin tarihini anlatan bir restorasyon programına uygulanarak bugünkü halini almıştır.

Efsaneler

Battal Gazi hikâyesi

“Atı alan Üsküdar’ı geçti”

Hikâye; Battal Gazi’nin askerleri ile birlikte Kız Kulesi’ne baskın yaptığını ve kulede saklanan hazineleri alarak burada yaşayan Üsküdar Tekfuru’nun kızını kaçırdığını anlatır. İstanbul’u (Konstantinopolis) kuşatmaya gelen Battal Gazi, kuşatmadan bir sonuç alamayınca Kız Kulesi önündeki kıyıya karargâhını kurar ve yedi sene burada kalır.

Hikayeye göre, Battal Gazi’nin Üsküdar kıyılarında bu kadar uzun süre kalmasının asıl nedeni, tekfurun kızına aşık olmasıdır. Üsküdar tekfuru, Battal Gazi’nin korkusuyla kızını hazineleri ile birlikte kuleye kapatır. Şam seferini tamamlayarak Üsküdar’a dönen Battal Gazi, kayık ile Kız Kulesi’ne gelerek tekfurun kızı ve hazinelerini aldıktan sonra Üsküdar’dan atına atlayıp oradan uzaklaşır. Çokça bilinen “Atı alan Üsküdar’ı geçti” lafı bu hikâyeden gelir.

Bu hikâyeden zamanımıza gelen bir diğer miras da Kızkulesi’nin ismi ile ilgilidir. Türkler, bu olaydan sonra, diğer efsanelerdeki prenseslere de atfen buraya Kızkulesi ismini vermiştir.

Hero ve Leandros

kizzz-15082016

Hero ve Leandros’un ölümsüz aşk hikayesi…

Yüzerek geleceğim sana.

Güzel kız, senin sevgin uğruna,

Sana geleceğim.

Sen beklerken beni ürkek bakışlarla,

Yüzerek geleceğim sana.

Dalgalar gemilere bile geçit vermese,

Yüzerek geleceğim sana.

Azgın dalgalar arasından…

Bu efsanenin Çanakkale Boğazı’nın en dar geçidinde ortaya çıktığı da söylenmektedir. Ancak günümüzde, belki de sahip olduğu romantik dokusundan olsa gerek Kız Kulesi denildiğinde en çok bilinen hikaye “Hero ve Leandros”un ölümsüz aşk hikayesidir.

Efsaneye göre zamanında Üsküdar sırtlarında Tanrıça Afrodit adına bir tapınak vardır. Hikâyede adı geçen Hero, genç kızların görev yaptığı bu tapınağın rahibelerindendir. Hero, kulede kumrulara bakmakla görevlidir. Her yıl ilkbaharda, doğanın uyanışı adına tapınak çevresinde törenler yapılır, aşkı bulamayanlar, hayal ettikleri sevgililerine kavuşabilmek için Afrodit’e yakarırlar.

Boğazın karşı kıyısında oturan Leandros da bu törene katılmak için tapınağa gelir ve Heroyla karşılaşır. İki genç ilk görüşte birbirine aşık olur. Ancak arada büyük bir engel vardır. Hero, bir rahibedir ve evlenmesi yasaktır. Oysa Leandros, ne pahasına olursa olsun Hero’ya kavuşmak istemektedir. Bir gece kıyıdan kuleye bakarken Kız Kulesi’nin tepesinde bir ateşin yandığını görür. Hero, elindeki meşale ile Leandros’a yol göstermektedir. Durgun denize ayın parlak ışığı eşlik eder. İyi ve dayanıklı bir yüzücü olan Leandros, Hero’ya kavuşma hayaliyle boğazın sularına atlar. Var gücüyle yüzmeye başlar ve kuleye varır. İki genç, o gece aşklarını kutsarlar.

Kız Kulesi o günden sonra her gece iki gencin gizli aşkına ve yasak sevişmelerine tanıklık eder. Leandros, fırtınalı bir gecede biricik aşkı Hero’ya kavuşmak için boğazın azgın sularına bırakır kendini. Hero da her gece olduğu gibi meşalesiyle, Leandros’a yol gösterir. Ancak Hero’nun, biricik aşkına yol gösteren meşalesi rüzgârın da etkisiyle söner. Karanlıkta yolunu kaybeden Leandros, nereye doğru yüzeceğini bilemez ve kuleden gittikçe uzaklaşır. Yorgun ve bitkin düşen Leandros daha fazla dayanamaz ve boğazın karanlık sularında kaybolur. İçini kaplayan dayanılmaz endişe ile sabaha kadar sevgilisini bekleyen Hero, Leandros’un cansız bedenini karşı kıyıda görünce bu acıya dayanamaz ve kendini Kız Kulesi’nden boğazın sularına bırakır.

Yılanlı hikâye

Hero ve Leandros’un, kavuşamayan âşıklara atfen anlatılan bu hikâyesinden başka bir de Kleopatra’nın sonuna benzer bir sonun anlatıldığı yılanlı hikâye vardır.

kiiiz5-15082016

Bizans imparatorunun bir kızı olur. İmparator buna çok sevinir ve kızının doğum gününü, ülkesinde bayram ilan eder. Her yıl, prensesin doğum günü bayramı görkemli bir şekilde kutlanır. İmparator, bilginlerinden kızının tahta hazırlanması için eğitilmesini ister. Fakat bilginlerin en yaşlısı imparatora, kızının on sekiz yaşına basmadan bir yılan tarafından sokularak öleceğini kehanet eder. Bunun üzerine imparator, denizin ortasındaki küçük bir adacık üzerinde yer alan kuleyi onararak kızını buraya yerleştirir.

Böylece yıllar geçer. İmparatorun kızı on sekizine basmak üzeredir. Ancak, kaderin kaçınılmazlığını kanıtlarcasına kuleye gönderilen üzüm sepetinden çıkan bir yılan prensesin tenine süzülerek zehrini boşaltır. İmparator, kızının ölümüne çok üzülür ve kaderden kaçılamayacağını anlar. Kızı toprağa gömülürse yılanlara yem olacağını düşünerek prensesin cansız bedenini mumyalatıp pirinç bir tabuta koydurur. Tabutun da Ayasofya’nın yüksek duvarlarından birinin üstüne yerleştirilmesini emreder. Böylece, kızının hiç değilse ölüsünün yılanlardan korunacağını düşünür. Bugün bu tabutun üstünde iki delik vardır. Yılanın, prensesi ölümünden sonra da rahat bırakmadığı anlatılır.

Aslanlı kapı

İmparator Konstantin zamanında hazineden para çalınmaktadır. Kralın kızı hazineyi korumakla görevlidir. Hırsız, bir dehlizden gelmektedir. Kralın kızı hırsıza kılıcıyla saldırır ve hırsız dehlizden kaçar. Hırsız zamanla zengin olur. Kralın kızıyla intikam amaçlı evlenir. Kralın kızı, babasının yanına kaçar. Kral, kızını korumak için kızını Kız Kulesi’ne kapatır. Koruma amaçlı kuleye aslanlar getirilir. Hırsız ilk başta aslanları etkisiz hale getirse dahi sonunda onlara yem olur.

Yazan: Duygu Neşeli (tarihçe ve efsaneler www.kızkulesi.com.tr) 

İskelet Sistemi

İskelet Sistemi, İskelet Sisteminin Özellikleri ve Görevleri

İskelet sistemi nedir? Vücuttaki görevi ve özellikleri nelerdir?

mega man

Mega Man mobil cihazlara geliyor!

Herkesin severek oynadığı Mega Man, mobil cihazlardaki yerini alıyor. Peki Mega Man nedir?

pokemon090816

Pokemon Go için yeni Pokemonlar geliyor!

Günümüzde oldukça popüler olan Pokemon Go oyunu için yeni Pokemonlar geliyor. Peki Pokemon Go nedir, nasıl oynanır?

Tiftik keçisi

Tiftik keçisi ve özellikleri

Tiftik keçisi nasıl bir hayvan türüdür? Türkiye’de tiftik keçisi yetiştiriciliği nerelerde yapılır?

ekvatoral iklim

Ekvatoral iklim ve özellikleri!

Ekvatoral iklim nedir, özellikleri nelerdir? Ekvatoral iklim nerelerde görünür?

süper mario run

Süper Mario Run geliyor!..

Süper Mario Run Iphone ve İpad kullanıcılarıyla buluşuyor!.. Peki Süper Mario nedir?

En son baktıklarımız

Gökkuşağı Dağları

Gökkuşağı Dağları nerede?

Görenlerin ilk bakışta gözlerine inanamadığı ve insana gerçek olmadığı izlenimi veren Gökkuşağı Dağları hangi ülkede?

ilginç bilgiler

Nadir bilinen ilginç bilgiler

Hayatınızda birçoğunu belki de ilk defa duyacağınız ilginç bilgileri sizin için bir araya getirdik…

hindistan cevizi

Neden hindistan cevizi yemeliyiz?

Hindistan cevizinin birçok faydası vardır. Peki faydaları nelerdir ve hindistan cevizi nasıl yenir?

einstein_230215

Einstein’dan altın öğütler!

Albert Einstein’ın sözleri ve görüşlerinden, girişimcilik ile ilgili uygulanabilir çıkarımlar! 

ejder meyvesi

Ejder meyvesi nedir?

Ejder meyvesi ilginç yiyecekler arasında yer alıyor. Peki, bu meyvenin yararlarını biliyor musunuz?..

dogucinari29041601

Çınar Ağacı ve özellikleri

Uzun ömürleri ve heybetli görünüşleri ile bilinen çınar ağaçlarının özellikleri nelerdir? Nerelerde yetişir? Kaç türü bulunur?